002.01 – Tümdengelim Metodu-Yaklaşımı (Tümdengelimli Akıl Yürütme – Muhakeme)

Tümdengelimli bir yaklaşım “mevcut teoriye dayanan bir hipotez (veya hipotezler) geliştirmek ve ardından hipotezi test etmek için bir araştırma stratejisi tasarlamak” ile ilgilidir. [1]

“Tümdengelim, genelden özeli çıkarım yaparak, genelin diğer unsurlarına uygulayan akıl yürütme yöntemidir. Nedensel bir ilişki veya bağlantı belirli bir teori veya vaka örneği tarafından ima ediliyorsa, birçok durumda doğru olabilir. Tümdengelimci bir tasarım, bu genel hipotezden elde edilmiş özel durumun, yani ilişkinin veya bağlantının daha genel koşullarda elde edilip edilmediğini test edebilir.”[2].

Tümdengelim yaklaşımı, teorinin önermelerinden türetilen hipotezlerle açıklanabilir. Başka bir deyişle, tümdengelim yaklaşımı, ana unsurlardan veya önermelerden çıkarımdır. Tümdengelim, gözlemlere karşı sınanmış bir örnek-model ile (pattern) başlar [3].

Tümdengelimsel Yaklaşımın Avantajları

  1. Kavramlar ve değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri açıklayabilme
  2. Kavramları nicel olarak ölçme imkanı
  3. Araştırma bulgularını bir dereceye kadar genelleme imkanı

Tümdengelim yaklaşımı olan çalışmalarda araştırmacı, araştırmanın başlangıcında bir dizi hipotez düşünür. Daha sonra, hipotezlerin doğru ya da yanlış olduğunu ispatlamak için test süreci ile ilgili araştırma yöntemleri seçilir ve uygulanır.

Kur’ân’ı kadim bir doküman olarak ele aldım, orijinal ve olağanüstü olup olmadığını inceledim. Metodun uygulamasıyla ilgili ön kabullerim, hipotezim ve gözlemler sonucunda elde ettiğim özet sonuç aşağıdadır.

Metodun uygulama altyapısı (Başlangıç ilkeleri):

(Kanıt: Tarihi nüshalar; Taşkent Nüshası, Topkapı nüshası, Sana Mushaf’ı ve karbon testleri)

Peygamberin Allah’tan aldığı vahiy’de, yani; vahiy katiplerinin yazdıkları ve hafızların ezberleyerek koruma altına aldıkları Kur’ân fihristinde ve metninde, sonraki yüzyıllarda, insanlar tarafından eklemeler veya çıkarmalar var mıdır? Eğer değişiklikler olduysa; benim kabul ettiğimi temel mantığa göre, bu değişiklikler mutlaka anlam ve inanış temellerini etkileyecek nitelikte, kasıtlı bir değişiklik olmalıdır. Anlam ve inanış temellerini etkilemeyecek bir değişikliğin Kur’ân metninde yapılmasının bir mantık temelinin olmadığını düşünüyorum. Bu tip değişikliği gerçekleştirebilmek için bir veya birkaç ayetin eklenmesi, çıkarılması veya değiştirilmesi, hatta bir surenin tamamen eklenmesi, çıkarılması veya değiştirilmesi gerektiğini kabul ediyorum. Bu durumda soruyu şu şekilde soruyorum:

Peygamberden sonra insanlar, Kur’ân fihristinde ve metni üzerinde değişiklik yaparak, bir veya birkaç ayet ekleme, çıkarma veya değiştirme, hatta bir veya birkaç sure ekleme, çıkarma veya değiştirme yapmışlar mıdır?

Eğer Kur’ân’da bir sayısal kodlama varsa, 1400 sene evvel yaşayan insanların bu şekilde bir doküman oluşturmaları mümkün değildir.

Bugün veya gelecekte insanlar Kur’ân benzeri sayısal yapı içeren benzer bir metin yazabilirlermi?

Hipotez:

Hipotezimi oluştururken Teorinin önermelerinden yola çıkarak, Kur’ân beyanlarını dikkate aldım.

Kur’ân beyanı: Kur’ân Allah tarafından korunan bir kitaptır. 

—–   15 – Hicr Suresi – Ayet 9 (Mushaf Sırası: 15 – Nüzul Sırası: 54 – Alfabetik: 36)   —–

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

Diyanet Meali: 15:9 – Şüphesiz o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.

Bu durumda Kur’ân’da bir koruma sistemi olmalıdır. Bir metnin veya dokümanın koruma sistemi kriptoloji ile yapılabilir, yani metnin içinde bir kriptoloji olması gerekir. Bu kriptolojik kodlama sistemi, Kur’ân’ı içinde fark edilmeli ve yapının orijinal olduğunu, değiştirilmediğini bize göstermelidir.

Kur’ân beyanı: Kur’ân insan kabiliyetlerini aşan bir kitaptır. Olağanüstüdür.

—–   17 – İsra Suresi – Ayet 88 (Mushaf Sırası: 17 – Nüzul Sırası: 50 – Alfabetik: 46)   —–

 قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا

 Diyanet Meali: 17:88 – De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” Bu durumda Kur’ân’daki yapılar, kodlamalar veya her ne varsa olağanüstü diyebileceğimiz, çok net bir şekilde fark edilmeli ve insanlar tarafından yapılamayacağı bilimsel olarak ortaya koyulmalıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*