0031 – Kur’an’da 19 mucizesi çeşitli sayısal kurallar olduğunu mu söylemektedir?

Kur’an kodlamasında veya sayısal yapısında, kural olarak bir şey tanımlamak, ortaya atmak bana sorarsanız sakıncalıdır. Bence gerekli de değildir. Giriş adını verdiğim yazımı okuyunuz.

Olayı şöyle görmek lazım, burası bence çok önemlidir.

Elimizde bir metin var. Biz bu metnin sayısal yapısını ortaya koyuyoruz ve insanların bir benzerini yapamayacağını iddia ediyoruz. Bu sayısal yapıyı metinden direkt olarak alıyoruz. Ortaya konulan sayısal yapı metinde gözlemlenebiliyor, ölçülebiliyor. Olay tamamen budur.

Bunun dışında, metnin bir bölümünde ortaya çıkan sayısal yapı içinden kurallar türetip, (Sayısal şablonlar veya örgüler veya patternler) sonra metnin diğer bölümlerinin bu kurallara uymasını beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir arayış kişisel bir yaklaşımdır, Kur’an temelli bir dayanağı yoktur.

Bu hatayı Reşat Halife, Edip Yüksel ve takipçileri yaptılar, ayrıca bu yarım yamalak, bilimsel temelleri olmayan, herhangi bir genelleştirilebilen sistematiği olmayan bulgulara dayanarak 19 mucizesi diye bir iddiada bulundular ve bu hatada ısrar ediyorlar. 19 mucizesi dedikleri sayısal yapıyı bugünün insanı bilgisayar kullanarak rahatlıkla üretebilir, insanların bugün rahatlıkla yapabilecekleri bir sayısal yapı nasıl bir mucize (insanı aciz bırakan) olarak nitelendirilebilir. 1400 sene önce insanların bunu yapamayacak olması insanların bilgisizliğini gösterir, bu ifade edilen sistemin bir mucize olduğunu göstermez. 1400 sene önce bunun Kur’an’da olduğunun ortaya çıkması, Kur’an’ın mucize olduğunu gösterir, ifade edilen sistemin bir mucize olduğunu göstermez. Çünkü insanı aciz bırakan şey Reşat Halife’nin ortaya koyduğu 19 mucizesi denilen, sayısal yapının kendisi değildir. Dolayısıyla, kendi çalışmalarıma dayanarak şunu söylemek isterim;

KUR’AN ve 19 bir mucizedir,

Fakat Reşat Halife’nin iddia ettiği “19 Mucizesi”
BİR MUCİZE DEĞİLDİR.

Reşat Halife, Edip Yüksel ve takipçileri, Kur’an’daki sayısal yapıyı fark etmişler fakat, tam olarak ne olduğunu, neden var olduğunu, Kur’an’da ne işe yaradığını, Kur’an’ın bu sayısal yapıyla ilgili iddiasının ne olduğunu tam olarak anlayamamışlardır. Reşat Halife, Edip Yüksel ve takipçileri Kur’an’dan alarak, insanların bugün ve gelecekte yapamayacakları bir sayısal yapıyı ortaya koyamamışlardır.

Bir devir kapanıyor ve yepyeni bir devir açılıyor.

Reşat Halife ve Edip Yüksel’in iddia ettikleri
“19 Mucizesi” tarih oluyor.

Reşat Halife, Edip Yüksel ve takipçileri ikinci bir hata yaparak bu sözde 19 mucizesi ile Kur’an’ın korunduğunu iddia etmişlerdir. Onlar Kur’an sayısal yapısının, Kur’an’ın korunduğu üzerine kurgulandığını zannetmişler ve düşünmüşlerdir.

Kur’an sayısal yapısı Kur’an’ın insan sözü olduğu ifadesine karşı bir iddia olarak kurgulanmıştır.

Yani, Kur’an’ın bir benzerinin insanlar tarafından getirilemeyeceği iddiası, sayısal yapının Kur’an’da asıl var olma sebebidir. 74. Müddesir suresinde net bir şekilde ayetler ile sabittir. Sayısal yapıda konu, Kur’an’ın korunmuşluğu değil, Kur’an’ın insanlar tarafından bir benzerinin getirilemeyeceğidir.

Reşat Halife, Edip Yüksel ve takipçilerinin bu sözde 19 mucizesi ile Kur’an’ın korunması mümkün değildir. 19 sayısal yapısı Kur’an’ın korunmuş olduğunu gösterir fakat Kur’an’ı koruyamaz, aktif olarak korumak ile korunduğunu göstermek arasında dağlar kadar büyük fark vardır. Bu farkı anlamayanları maalesef yanıltıyorlar.

Diyelim ki; 19 sayısal yapısının bilinmediği dönemlerde Kur’an’a ekleme veya Kur’an’dan eksiltmeler yapıldı, bugün bilinen kurallarıyla 19 sayısal yapısı bu değişiklikler konusunda bize hiç bir fikir veremez. Çünkü geçmişi de kapsayan ve bütünsellik iddia edebilen hiç bir kesin fonksiyonu, sistematiği yoktur. Teknik olarak söylersek; bir hata belirleme fonksiyonu (Error Dedection) yoktur, ayrıca bir hata düzeltme fonksiyonu da (Error Correction) yoktur, yani harflerin, kelimelerin veya diğer elementlerin 19’un katı olmayan bölümler hakkında kesin bir yargı oluşturamamaktadır. Dolayısıyla geçmişte, bugün ve gelecekte bu sayısal yapı ile Kur’an’ın korunduğu konusunda hiç bir kesin yargıya varılamaz. Bugün 19 sayısal yapısının bütün detayları ortada olduğu için, yani hangi kelimeleri veya harfleri nasıl saydığı bilindiği için, Kur’an’ı koruma yapısına sahip değildir. Bu sayısal yapının detaylarına hakim olan biri, Kur’an metninde sayısal yapıyı bozmadan istediği değişikleri rahatlıkla yapabilir. Bu sayısal yapının Kur’an’ın korunmuşluğuyla ilgili fonksiyonu, ancak Kur’an’ın Hafızlık sistemi ve Şahitli Vesikalar (Tarihsel Nüshalar) tarafından, yani başka bir sistem veya sistemler tarafından korunmuş olduğunu göstermekle, delil olmakla sınırlıdır. Kur’an’dan bilinçli olarak bir kelime çıkardığınızda veya eklediğinizde bu mucize dedikleri sayısal sistem herhangi bir koruma fonksiyonu icra edemez, yani çıkarılan veya eklenen kelimeyi veya kelimeleri ne gösterebilir ne de fark etmemizi sağlayabilir. Dolayısıyla Kur’an’ı korumadığı açıkça ortadadır. Kur’an’ı korumadığı açıkça ortada olan bir sayısal yapıya dayanarak, Kur’an’dan 9. Tevbe suresi 128. ve 129. ayetleri çıkarmaya kalkmak çok daha vahim, komik bir durumdur. Bundan dolayıdır ki, hiçbir ciddi bilimsel kurum veya kişi bu iddiaları ciddiye almamıştır.

Fakat burada çok büyük bir önemle vurgulamak istediğim, bilmemiz gereken bir nokta vardır.

Kur’an bir sayısal yapıya, kodlamaya sahiptir.

Bunu nereden çıkarıyorsunuz diye soranlar için;
Metin çeşitli bölümler içeriyor. Her bölümün başında bir açılış veya başlangıç cümlesi var. Bu cümleye Besmele diyoruz ve bu cümle 19 harften oluşuyor. Ayrıca bazı bölümlerin başında tek tek okunan anlamı insanlar tarafından bilinmeyen harfler var. Bu harflere Huruf-u Mukattaa harfleri denir. Bu bölümlerin bazılarında sözünü ettiğim harflerin sayılarının 19’un tam katı olduğunu görüyoruz. Ek olarak Metnin içinde kendi iddiaları var bu metnin insanlar tarafından bir benzerinin getirilemeyeceğine dair. Bu iddialar, diğer bahsettiğim harfler ve harflerin sayılarındaki korelasyon veya uyum metnin kodlanmış olduğunun, bir sayısal yapı barındırdığının en bariz göstergeleridir.

Ben üç yıl (2017-2020) süren çalışmalarım sonucunda bu sayısal yapıyı kriterleriyle beraber ortaya koymuş bulunmaktayım. Bu sayısal yapının kriterlerini oluşturacak varyasyonları taramak için evrenimizin ömrünün yeterli olmadığını hesapladım. Dolayısıyla bu sayısal yapı, yani kodlamanın bir benzeri insanlar tarafından yapılamaz ve bu sayısal yapının bir benzerini barındıran metin insanlar tarafından yazılamaz. Bu matematiksel olarak ispatlanmıştır.

Yaparım diyen buyursun. HODRİ MEYDAN.

Mustafa Kurdoğlu (22.10.2021)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*